Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Söyle söyle, açılırsın
Sezon: 1 Bölüm: 8

Ay söyleyeceksen söyle artık Servet, şiştik!

Geçen hafta Sevda’yı zor bir karar arifesinde, Saadet’i Asrın’ı teslim etmiş halde, Servet’i ise Yılmaz’la ortaya karışık bir halde bırakmıştık.

Bölümü Servet’in nasıl söyleyeyim kararsızlığı ile açtık. Bin bir kafa karışıklığı ile evden çıkıp Yılmaz’a gidiyordu ki bizim sevgi kelebeği Saadet ağlayarak eve geldi. Arkasından da Sevda aynı durumda eve gelince bizim Servet’in müjdesi ertesi güne kaldı. Sevda, Tibet’e cevap vermemişti. Bizim küçük enişte de durur mu, kapıya dayanmıştı. Bedir’le kavgaya tutuştular, Muzaffer amca kapıya çıktı ve ikisini de çil yavrusu gibi dağıttı.

Bedir, soluğu Yılmaz’ın yanında aldı. Yılmaz Bedir’in Sevda aşkından habersiz, Sevda’nın teklife evet diyeceği konusunda konuştu da konuştu. Bedir’i aldı mı bir telaş!

Bak sana bu defa kesin söylüyorum, kuş uçtu uçacak Ah-met! Ay pardon BE-DİR!

Hamileliğini söylemeyi kafasına koyan Servet, sabah Yılmaz’ın yanına koştu hemen. Heyecanlıydı. Ama Sevda’nın meselelerinden, Servet’in eski işyerinden aldığı haberden bir türlü fırsat gelemedi. Sevda ise kendi derdiyle uğraşırken Saadet’in Asrın’ı ihbar ettiğini öğrendi.

Cebi dolu bir müşteri Servet’i aramıştı ama tahmin edileceği üzere üstüne Alev atlamıştı. Yine tesadüflerden bir kuple; Alev tam da müşterinin evindeyken Servet de oraya gitti. Ve iki kadın arasında “Organizasyonu kim kapacak?” yarışması başladı!

Saadet, Kemal’i aradı sonunda. Kafaya darbeyi yiyen Kemal hastanedeydi. Saadet, Kemal’in Asrın’ı neredeyse öldüreceğini bilseydi bu kadar meraklanır, koşar mıydı acaba haberi alınca?

Asrın’ı kimin kaçırdığı ortaya çıktı. Eski ortaklarının elleri meğer baya uzunmuş. Saadet’in hayatına karşılık hırsızlık yapmasını istediler. Saadet ise Kemal için hastaneye varmıştı bile. Saadet’in Asrın olayını içinde tam bitirememişken Kemal’den beklentiye girmesini ve hafiften laf sokmalarını, karışık ruh haline bağlıyorum. Zira böyle bir travmadan sonra herhalde bu kadar çabuk gönül bağı kurulmaz, değil mi?

ÜÇÇÇÇ kız babası Muzaffer amcayı kimse hafife almasın rica edeceğim!

Yine Asrın’a yakalanan Saadet, “Seni daha çok seveceğim,” cevabını aldı ondan. Asrın, Kemal’in kendisini öldürmek istediğini söyledi. Ama Saadet, “Sen kanun kaçağısın o ise polis,” diyerek Asrın’a inanmadığını söyledi. Sahi siz olsaydınız kanun kaçağına mı polise mi güvenirdiniz bu devirde? Neysehhh! Asrın, Saadet’e “Leyla’yı sor,” dedi. “Kemal’e Leyla’yı sor.”

Yağlı müşteri için Servet’in Sevda ve Bedir’e öğretmenlikleri başlarken, bizim Tibet annesi ile Sevda hakkında sonunda konuştu ama mevzu aynı kısır döngüden bir türlü çıkamadı tabii. Sevda ise müşterinin evini gördüğünde lüks aşkını dizginleyemedi. Zengin bir hayat yaşamak istiyordu, bunu da ona bir tek Tibet verebilirdi.

Ve yarışma başladı. İki örnek masa hazırlandı ama ne yazık ki şaşkın ördek yavrusu Saadet’in pastası eksik kaldı. Çünkü Kemal, onu emniyet merkezine çağırmıştı. Evde ise Bedir’i Sevda’nın zengin yaşam tutkusu telaşı sarmıştı. Çisil de bu telaşı sürekli körükleme ile görevlendirilmişti resmen. Sevda, hizmet ettiği bir hayat değil, kendisine hizmet edilen bir hayat istiyordu belli ki… Hizmeti beceremedi. Fakat Servet, yine günü kurtardı. Zengin müşteri Dilara Hanım, gönül kadınıydı belli ki ve Gönül İşleri’ne bir şansı çok görmedi.

Tahtaya vuralım, bölüm başından beri Yılmaz’la Servet’in arası ballı börek. Bir muhabbetler, efendime söyleyeyim bir sarılmalar falan. Allah bozmasın derken Yılmaz bir bozdu. Ne oldu etti falan diye düşünürken aklıma birden Alev’in bir şey söylemiş olacağı ihtimali geldi. Yoksa Servet’ten önce davranıp “Ben hamileyim,” falan mı dedi Yılmaz’a???

Kemal sonunda döküldü. Leyla, ablası çıktı. Söylediğine göre Asrın, Leyla’yı da oyuna getirmişti, Leyla intihar etmişti. E peki madem hikâye böyleydi de Asrın o zaman neden korkusuzca “Leyla’yı sor,” dedi Saadet’e? Asrın’ın bu hikâyeden korkusu olsa söyler miydi? Leyla belki de Kemal yüzünden intihar etmişti, Kemal de bunu kendisine yediremiyordu.

Dilara Hanım’ın Servet’e tanıdığı şans, Sevda’nın başına patladı. Organizasyonunu yaptıkları davetin misafirleri, Tibet ve anasıydı. Sevda hizmet edilen değil, hizmet eden olmak zorundaydı o akşam. Gururunu bir kenara bırakıp kardeşlerinin yanında durmayı tercih etti.

Servis sorunsuzdu ama Tibet’in gönül yangını sönmüyordu. Annesi ve sevdiği arasında kalmıştı Tibet. Masanın en güzeli jesti ise Saadet’in pastası Leyla oldu, Leyla’nın anlamıyla masaya yaptığı sunuş, gerçek anlamda göz doldurdu, duygulandırdı. Tibet’in Sevda’yı elinden tutup onu herkese eş adayı olarak tanıttı, Sevda bir kez daha ama bu kez usulünce evlenme teklifi aldı Tibet’ten. Lale Hanım’ın payına ise kadın gibi kadın olan Dilara Hanım’dan hayat dersi düşmüştü.

Tibet’i öldürürüm ama hakkını yemem. Tuttu sevdiğinin elinden sonunda!

Asrın’ın Saadet’i kaçırarak kurtarma planı suya düştü. Saadet uykuya teslim olmuşken Asrın’a Dilara Hanım’ın gerdanlığını çalma görevi verilmişti. Servet ise son bir umut günü hamilelik haberiyle kapatmaya niyetlendi ama Yılmaz o gece başka bir yere gidiyordu. Ve ne yazık ki istikamet Alev’in eviydi. Alev, belki yalan hamilelik haberiyle belki de başka bir mevzuyla yine kapısına çekmişti Yılmaz’ı.

Sevda aldığı evlilik teklifi için duygulanmıştı fakat aklı Bedir’deydi. Son bir ümit ağzını yokladı, bir ışık alsa her şeyi silip atacaktı belki de. Bedir istediğini vermedi, celallendikleri andaki öpüşmeleri bile tatmin etmedi Saadet’i. “Yanlış adama âşık oldum abla,” dedi Saadet’e, Saadet de “Aman ben de bi’şey sandım!” dedi. Hiç yani Sevda, dediğinde laf mı yani şimdi? Ahaha!

Bölüm Servet ve Yılmaz ekseninde oldukça umut ve sevgi doluydu, ta ki sonuna kadar. Saadet ve Sevda için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hele Sevda bu bölüm ağlamaktan helak oldu garibim, Sinem Kobal’ın ağlama sahnelerini başarılı bulan bir tek ben değilimdir sanırım. Tibet öküzü beklenmedik insani davranışlar sergiledi bu bölüm. Sevda’nın geçmişi olduğu birine yelkenleri suya indirmesini yadırgamadım. Buna karşılık Saadet’in Kemal’e imalı laflar göndermesini hala yadırgıyorum. Yani “Asrın’ı hala unutamadım ama hani sana da boş değilim,” gibi havaları pek sevemedim. 

Elin işte, gözün oynaşta Saadet.

Bedir’e bir şey olmayacak tabii, bunu biliyoruz. Artık bu hamilelik muhabbetinin de sonlanması gerekiyor, sakız gibi uzatmanın âlemi yok. Bu gidişatla da Yılmaz’ın Servet’in hamileliğini mutlu bir anla öğreneceğini düşünmüyorum. Ara hikâyeler vasat kalmaya başladı. Belki kadroya yeni katılımlarla hikâye derinleştirilebilir, bilemiyorum. Timuçin Esen’in bu bölümde vardı ama yok gibiydi de. Diyaloglar mı yetersizdi, yoksa hareket mi azdı? Bu hikâye temelinde üç kız kardeşin hikâyesi tabii ama insan Timuçin Esen’e de biraz doymak istiyor yahu!

Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkürler! Haftaya görüşmek üzere!

YORUMLAR




BUNLAR DA VAR