Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZEL
Kuaförüm Sensin: Biraz kat mı versek?

1 Nisan sabahı tüm Türkiye seçim sonuçlarını takip ederken, Show TV’de Kuaförüm Sensin adında bir saç ve makyaj yarışması yayınlanmaya başladı.  Ben yalnızca programı izlemekle kalmadım, saçıma başıma bakmadan sizler için setin ilk gününde olay yerinde gözlem de yaptım!

Çocukluğumdan beri kuaför ve makyaj sanatçılarına hayranım. Büyü gibi bir şey yapıyorlar, onları çalışırken izlemeye bayılıyorum. İyi bir kuaför, estetik ve moda gözünün yanı sıra simetri ve doğruluk takıntısı da olan biri. Bu insanlar bana göre bir mimar anlayışında çalışıyorlar. Dolayısıyla böyle bir programın yayınlanacağını duyunca yerinde izlemeden yapamazdım.

Yedi cihanın kuaförü Vidal Sassoon Selami ve yerlerin ve göklerin prensesi sırma saçlı, ipek tenli modeli Sahra.

Program, klarnetli oynak moynak, darbukalı kanunlu “Saçımı da yap, makyajı da” diye başlayan bir şarkıyla açılıyor. Stüdyoda dört takım, dört model var. Dört sağda, dört solda bir yukarıda ve iki aktüel kamera bu takımların her hareketini tüm detayları ile izliyorlar. Sırayla her masayı tek tek görüyorlar, çekim bir saat gibi kusursuz bir şekilde ilerliyor.

Her takım bir kuaför ve bir makyaj sanatçısından oluşuyor. Görevleri, modele o günün saçını ve makyajını uygulamak. Puanlama iki türlü; modeller saç ve makyajını yapanı puanladığı gibi takımlar da birbirine puan veriyor. Haftanın sonunda en düşük puanı alan takım elenirken, birinci 10.000 TL alıyor.

Modeller kuaförlere güvenmiyor, yok saçımı fazla kesme, onu yapma bunu yapma diyerek çalışmalarına mani oluyor, kuaförler ise tatlı dilleri ve profesyonellikleri ile onların güvenlerini kazanıyorlar. Diğer yandan kuaförler ve makyaj sanatçıları uzmanlıkları ile ilgili olarak birbirlerine takılıyor. Bu takılmalar zaman zaman yaklaşma toz olursun, geçme pişman olursun/ istedim vermediler sen şoförsün dediler  Abbas-Şakir atışmasına dönse de, olayları bu. Programın sunucusu Özge Borak ise sıcak ve yumuşak yaklaşımı, güler yüzüyle zaman zaman gerginleşen ortamı yumuşatıyor.

Demodelik şampiyonu Nuray ve bayanistan terminatörü modeli Çiğdem günlük didişmelerini yaşıyor. 

Akışa gelecek olursak, ilk gün kuaförler serbestti ve hepsi kesim ve boya yaptılar, ikinci gün gelin başı ve makyajı, üçüncü gün örgülü bahar konsepti, dördüncü gün şov saçı ve makyajı ve son gün modellerin istediği saç yapıldı.

Stüdyoda en soldaki masaya denk gelen Öncü (29) ve Özlem Aslan(28) evliler. Modelleri Aslıhan “saçım kesildiği zaman duygusal olarak şey hissediyorum” diye aslında onlara ilk günden bir ipucu verdi ama hiç duymamış gibi davrandılar. Öncü bey kızın saçını cart diye kesmekle kalmayıp bir de üstüne ensesini kazıdı. Özlem’e makyaj yapacak zaman kalmadı neticede 20 yaşındaki kızı bin yaşında gibi göstermeyi başardılar. Aslıhan da bunun üzerine ağladı. Ben o gün stüdyodayken herkesin ortasında ağlayınca endişelenmiştim ama daha sonra televizyonda habire ağladığını anladım, mesela ertesi gün gelin başı yapıldı, yine ağladı. Meğer Aslıhan hep böyle bir gelin olmak istermiş. Modelin istediği saçı yaptıkları gün ise Rihanna fotoğrafıyla gelmesin mi? Aslıhan, Rihanna olamasa da Safiye Soyman oldu, ki bence daha bizden ve sıcak bir look bu kadar üzülmesine gerek yok.

İkinci masada yeni nesil, böyle dekorasyonu diskotek gibi, saçların herkesin ortasında kesildiği dükkânlarda gördüğümüz uzun saçlı, kolyeli aksesuarlı ciklafonlu bir ekip var. Son yirmi yıldır yaş ortalamasının 94 olduğu, müşterileri “madam”lardan oluşan bir kuaföre giden biri olarak bu çıstak fakat çok yaratıcı ortamın müşterisi kesinlikle ben değilim mesela. Ferit Tural (38) dokuz salon kurmuş sekizini batırmış, Can Özen (40) ise 14 yıldır makyaj sanatçısı. Modelleri Gözde Kırtaş (25) ucu yanık saçlarını kestirmemek için önce epey direndi. Sonunda teslim oldu, iyi de oldu. Gelgelelim röflesi badana gibi oldu. Ki Gözde de “Mahalledeki kuaföre gitsem daha iyi olurdu,” dedi. Bu arada Gözde stüdyoya gelmeden önce üşenmeyip saçına fön çektirerek geldi ki iki tel kalan saçı da orada dökülsün.

Üçüncü masada beş yıldır bu işi yapan Nuray Kol ve Emel Kızıl vardı. Modelleri Çiğdem, kadın kuaföre güvenemedi ve işte oradan bayandan kuaför olur mu yoksa zonta gibi bayan diye konuşmak yerine kadın mı demeliyiz, bayan aşağı bayan yukarı diye insanları daralttıktan sonra sonunda eli mecbur koltuğa oturdu tabii. Ancak Çiğdem baş huysuz olduğundan Nuray ve Emel’e dünyayı dar etti. Gerçi Nurayların da fecaat bir zevki vardı, Hairsprey’de bile böyle bir saç yok, kadının kafasını taş gibi yaptılar, sonra yanağına nazar boncuğu sticker yapıştırdılar. Programın sonunda bu ekip elendi.

Son masada ise Selami Ersoy ve Tuğba Babacan vardı. Selami yetkinliğini göstermek için düğmesine basılmış gibi ipe sapa gelmez ne varsa anında söyleyen bir insan. Efendim işte bir sonbahar kadını varmış, bir de yaz kadını varmış, sonbahar kadınına bakır renkleri kullanmak gerekirmiş, Selami için bayanlar ve saçları çok kıymetliymiş şudur budur. Selami’nin modeli ise zalim prenses Sahra Hadbildiren. O çok zor beğeniyor, onun saçları ipekten, cildi atlastan. Sahra saçını ayakta kesmek isteyen Selami’ye hemen “İstersen oturayım boyun yetmeyecek çünkü,” ve aralarında bir tür kadınsal itişme olan makyöz Tuğba’ya ise “Cildime öyle sert sert vurma ben de make up artistlik yaptım,” diyerek tıssladı. Örgü gününde hayatında hiç örgü yapmamış olan Vidal Sassoon belgeli Selami’nin yaptığı saçı görünce sinir krizi geçirdi. Son gün ise böyle saç isterim diye Blake Lively’nin fotoğrafıyla geldi. Bununla birlikte danslar, ilan-ı aşklar gibi manasız hareketler de dahil olmak üzere akıllı bir ekip olduklarından aralarında anlaştılar puanları kaptılar ve birinci oldular.

Dokuz dükkan açıp sekizini batıran Ferit (sağda) ve bunun gibi nadir anlar dışında kovboy şapkasını başından hiç çıkarmayan, vahşi batının iddialı makyörü Can bu yarışmadan kazandıklarıyla 10. dükkanı açmayı planlıyorlar. Bol şans!

Programın ana temasına dönecek olursak, birine Kuaförüm Sensin demek kolay değil ama doğru kuaförü bulduktan sonra da sizden daha mutlusu yok. 20 yıldır aynı kuaföre giden, son derece sadık bir müşteri olarak şunu biliyorum ki, kuaför sürekli değiştirilecek bir şey değil. Mesela ben Tarık’a her seferinde yeni biriyle çıkıyormuş gibi neleri sevdiğimi (Filiz Akın’ın Zambaklar Açarken’deki saçı) neleri sevmediğimi (Ayşe Arman dinamik röportaj saçı), beceriksizliklerimi (topuz) ve küçük zaferlerimi (saç serumuyla şekil vermek) anlatmak zorunda değilim. Çünkü o bunların hepsini yıllardır biliyor zaten. Tarık’la gelecek planları yapabilirim, yaz için biraz rengi açacağız ama üç ay sonra saçı kısaltacağız gibi. Yepyeni bir şey denemekten ise korkmuyorum çünkü biliyorum ki işler kötü gitse bile o ne yapar eder düzeltir.

Kuaförüm Sensin’in reytingi ilk hafta düşük seyretti. Program çok curcunalı ve gergin bir zamanda yayına başladı. Ayrıca karşısında Beyaz TV’de Söylemezsem Olmaz, TV8’de Gel Konuşalım ve ATV’de Müge Anlı gibi sağlam rakipler var. Öğleden sonra yayınlansa çok daha fazla izleneceğine eminim.

Öncü ve Ferit bir yandan çalışıp bir yandan birbirlerine laf yetiştiriyor.

Kuaförüm Sensin hafta içi her gün saat 10:00’da Show TV’de.

DEFNE AKMAN

 



 

YORUMLAR




DİĞER HABERLER