Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Hazal, İstanbul’un ‘it girl’ü olmalı
Sezon: 2 Bölüm: 57

Ve birkaç söz; gündeme dair..

Uzun zamandır gündemi meşgul eden ve geçen hafta Nurgül Yeşilçay’ın açıklamalarıyla doruğa ulaşan kavga konusunda da birkaç söz söylemek isterim. Hem diziyi başından beri bırakmadan izleyen sıradan bir izleyici olarak hem de bir kadın olarak  buna hakkım olduğunu düşünüyorum.

Ben küçükken mahallede bir erkek çocuğu vardı. Oldukça hırslı ve haris bir çocuktu. Bazen birine kafayı takar, durup dururken sataşırdı. Siz ister ona hiç cevap vermeden geçip gitmeye çalışın, ister ince ince laf sokun isterseniz de elinize bir sopa alın; sonuç değişmez her zaman sizi sinirlendirecek bir sebep bulur ve kavga çıkartmayı başarırdı. Yine bir gün ben kapıcının kızlarıyla oturken eline bir sopa almış bize doğru sallayarak alay etmeye başlamıştı. Sustuk gitmedi, saydık gitmedi; en son elindeki sopayı bana sallarken sopanın ucundaki paslı çiviyi farketmemle kolumla yüzümü korumam bir oldu. Kolumda o anda çok ince bir sızı, yanımdaki kızların çığlığı ve o çok kısacık anda koluma baktığımda gördüğüm – şimdiye kadar gördüğüm en parlak beyazdı -   bembeyaz kemiğimi anında kaplayan kan. Kanı gördüğü anda yüzü bembeyaz olup özür dilemeye başlamıştı bile. Sonuç sekiz dikiş ve 20 yıldır benimle olan kolumdaki o iz. Neyse uzatmayayım.

Bu topraklarda erkekler herşeyi kendilerine her zaman hak gördüler. Başa çıkılamaz hale getirdikleri kendi problemlerini kadınlara kustular ve buna devam ediyorlar. Muhtemelen Nurgül Yeşilçay da ne yaparsa yapsın farklı bir sonuç elde edemeyeceğini anlayıp Paramparça’yı terk etmişti. Hiç konuşmadı, karşı taraf ise tam aksine hiç susmadı. Nurgül Yeşilçay da başından beri konuşsaydı yine sonuç farklı olmayacaktı. Çünkü siz ister susun, ister sayın, kadınsanız sesiniz ancak boşlukta yankılanır bazı beyinlerde. Kimin haklı kimin haksız olduğuna hiç girmiyorum; ancak benim gibi sıradan bir izleyicinin durduğu yerden bakılınca Nurgül Yeşilçay’ın fena halde haklı olduğu çok açıkça görülüyor. İnsan haysiyeti, itibarı için yaşar. Ayrılışının ardından hiç kötü konuşmamasına rağmen karşı tarafın olayı sürekli olarak kaşıması; en sonunda ‘öyle şeyler yapti ki üffüüüü’ diye adeta ağzından salyalar akıtarak sataşması yenilir yutulur birşey değil. Bu neyin hırsıdır? Kadın artık bezmiş, ekmek kazandığı işi bırakmış gitmiş; sen keyfin yerinde hala bölüm başına bilmem kaç lira para kazanıyorsun. Hala neyin kavgasını ediyorsun? En sonunda seviye magmalara kadar düşünce de Nurgül Yeşilçay yaptı savunmasını.  Açıkçası ben çok samimi buldum ve anlattıklarına inanıyorum. Anlatılan hikayedeki alt metin, röportaj öncesi davranış biçimini doğruluyor çünkü . Beni asıl şaşırtan ise yapım şirketinin tavrı oldu. Aylardır sözleşmeli erkek başrol oyuncusuna ‘yahu bir sus, sen ne yapıyorsun’ diyemeyen şirket; röportajın yayınlandığı sabah Nurgül Yeşilçay’a dava açacağını duyurdu. Türkiye’de şirketler artık kurumsallaştı; aile şirketleri dahi artık profesyonel kadrolar tarafından yönetiliyor. Ama demek ki global şirketler Türkiye topraklarına ayak bastıkları an buranın iklimine kendilerini uydurur olmuş; aynı erkek egemen tavırla artık kendileri ile bağı/sözleşmesi bulunmayan kadınlara had bildirebiliyor.  Olayın bu boyutu tam bir kriz yönetimi zaafiyeti; üstelik bunu yapan bir iletişim şirketi. Algı yönetmeyi, itibar yönetmeyi ve büyük egolara sahip insanlarla sürekli çalıştıkları için çok iyi bilmeleri gereken insan yönetiminde bence sınıfta kaldılar. Ben Nurgül Yeşilçay’ın tarafında durmaya devam edeceğim; ama bundan sonra diziyi ne kadar keyifli seyrederim çok emin değilim. Bu olay dizinin reytinglerine yansır mı bilemem. Korkarım ki Paramparça için bu sonun başlangıcı olabilir. Çünkü seyircinin zihni gerçekle masalı birbirinden çok uzaklaştırmaz. Nihayetinde masal  gerçeğin belli bir oranda eğilip bükülmüş hali; hayatın ise basit bir tezahürüdür.


 

1 2
Sinem Kuş Çöplüoğlu
17/03/2016 10:40
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR