Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Oyun bitti mi?
Sezon: 1 Bölüm: 36

*Defne'nin yine yeniden 200.000 lira bulma telaşını izliyoruz, izlemek zorundayız çünkü bizim dizimizin temelinde bu yatıyor. Yalnız Şehrazat'ın 150.000 doları bu kadar olay olmamıştı orası ayrı. Neyse düzlüğe çıkacağız artık bir şöyle yumuşayacağız bahar geliyor falan diye bekliyorum ama nerdeeee? Ömer'in kışı başlıyor, şimdi başlıyor. Çaresizliklerden çaresizlik beğeniyoruz. Defne'nin sıkışıp kaldığı cendere bitmek bilmiyor sevgili sayın seyirciler bakın böyle dramı Ali Rıza Bey yaşamadı.

Defne, kendi emeğiyle para bulmaya çalışıyor diye anlıyordum hep onu bugüne kadar. Ama madem borcu borçla kapatmak mübahtı, neden Sinan'dan istemedi parayı bugüne kadar, bu sorumda ısrarcıyım. Sen iki gündür tanıdığın kadına güvenip, hikayeni anlatıyorsun, bu hangi memleketin akıllılığı bunu anlamıyorum. Bir de ince düşünüp isim belirtmiyor, Fikret, Ömer ve Defne'yi öğrenmesin diye ikinci bir "saklama vakası"nı ne ben kaldırabilirim, ne Ömer kaldırır. Tabii emin de değilim ortada bir ilişki kalacak mı son durumlardan sonra falan orası ayrı bir konu. Kafam gibi yazım da kıymalı uşak tarhanası oldu. Fikret Gallo'nun nasıl ikiyüzbin kaymesi olmaz orası ayrı komik. İstediğin kadar bağış yap, elinin kiri bir miktar olarak kenarda kalması gerekiyor öyle bir miktarın, bence. Bence kısmında diretiyorum yalnız. Bunları da boşverelim, Defne'de İso'mun sattığı arabasının parası, Nihan'ların söz takılarının parası ve Tranba'dan aldığı çekin de olması gerekiyor ki en son Defne de bir zahmet para biriktiriyordu. Hala mı ikiyüzbinlira? Passionis'e söz veren Gallo, Defne için Tranba uzantılı teklifi kabul ediveriyor, içine sinmeye sinmeye.

Fikret, dünya iyisi, karşılıksız para vermeye hazır, yeter ki gençler mutlu olsun. Tam bir Hulusi Kentmen. Ömer'e verdiği sözü, paraya önem vermediğini söylemesini yutuyor, Defne için. İstemeye istemeye empati yapacağım, bir de Ömer'den bir parça hoşlandığı, etkilendiği için sanırım içi kan ağlayarak Tranba uzantılı teklifi kabul ediyor ve Defne'nin oyunu -sözde- bitiren parasını veriyor. Fikret'in suçu ne sevgilisi olan adamdan hoşlanmaktan başka, sana teşekkürler Fiko, çekilebilirsin.

*Deniz Tranba bence en başında düşünülmüş en güzel karakterlerden biriydi. Hayat her zaman iyilerden oluşmaz, hatta "her zaman iyiler kazanır" mesajını alabilmemiz için, aralara yerleştirilmiş kötü karakterlere de ihtiyacımız vardır. Hatta keşke Deniz, dizimizin tek kötü karakteri olarak kalsaydı, Deniz'i sevmeyişimi sever, Devrim Yalçın'ın Deniz'den nefret etmemi sağlayan güzel oyunculuğu için kendisini takdir ederdim. Lakin Tranba'yı işlemiyoruz. Tranba, Ömer'e kötülük yapmak için ortaya çıkıyor, kalan zamanlarında kendisini göremiyoruz.

Her zaman çek defteriyle beraber gezen Deniz, ne zaman bir çek yazsa içim kan ağlıyor, olan Ömer'ime oluyor, onun sanırım dizideki tanımı bu benim için. Konuk oyuncudur, olması gereken budur diyelim. Ama mesele bunun artık ötesinde, çünkü Tranba tek hamlesiyle Ömer'in sürekli darmaduman olmasına yol açıyorsa, üstelik hamleleri dizinin seyrini değiştiriyorsa ben orada bir "kestiiiiik!" demek isterim. Çünkü ben Kiralık Aşk'ı olanı biteni anlamayarak izlemekten yıldım, sevgili okur. Meriç Acemi'nin ana konuda açtığı alt başlıkları, hakkıyla işlemediği halde devamlı alt başlık açmaya da devam ettiğini ve komple herşeyimle kıymalı uşak tarhanası olduğumu düşünüyorum, haddim olmayarak.

*Ömer'in Deniz'e karşı koskocaman bir nefreti var. Ömer'in bir bildiği vardır muhakkak ama ben de bilmek istiyorum sebebini. Sude, Deniz için "hoş adam" dediğinde, öldürücü bakışlarını atan Ömer.. Sinan'la Deniz'e güvenmek hakkındaki tartışmasında Defne'nin yanında sesini yükseltecek kadar gözü dönen Ömer.. Tranba'yla iş birliği yapan Sinan'ı ortaklığı bitirmek isteyecek kadar kabul edemeyen Ömer.. Defne ve Deniz'i dans ederken gördüğünde koca sarayı yakacak sandığım Ömer.. Defne Ömer'le düğüne giderken, arabada kendini anlatmaya çalışırken, ağzından Tranba kelimesi çıktığında, aniden frene basan Ömer.. Defne'nin çizimlerini Tranba'ya satması üzerine, sevdiği kadına "güvenmiyorum" diyecek noktaya gelebilen Ömer.. Tranba'nın kendisini satın almaya çalışması üzerine, ona oyun oynamaktan kaçınmayan Ömer.. Ve, Defne Deniz'in yanında çalışıyor diye gözü kararan, olduğu yere yığılacak sandığım Ömer..

Şimdi soruyorum Ömer Deniz'den neden bu kadar nefret ediyor bileniniz var mı? Bunun sebebi gerçekten de sadece Deniz'in yılan olması, kötü olması mı? Deniz'in tek işinin Passionis'e kötülük yapıp bitirmek olmasını kabul edememesi mi? Çünkü aynı şekilde Sinan'ın da biraz olsun Ömer kadar nefret etmesi gerekirdi, Sinan tam ayarındayken Ömer'in tepkileri neden daha büyük? Ben bu sorularımın cevabını almak istiyorum.

*İso'm sayesinde içinden bir iyi çıktığına inandığımız, öfke anında en başta İso'mu darmadağın ederek nasıl davrandığını anlayamamaya başladığımız Yasemin Kayalar! En son Sinan için, Passionis için üzülüyordun sen de, seni de anlayamıyorum, şaşırdım mı, hayır. Kimi anlayabiliyoruz ki zaten. Yasemin çoğu zaman nasıl davranacağını bilen, kimseye pabuç bırakmayan kadın, Sude'nin gazıyla bu sefer de Sinan'ın karşısında. Hmm. Tamam o zaman. Yasemin her zaman paraya değer veren, hırsı, gücü, ihtişamı, görkemi seven bir kadın oldu. Bunu da çok fazla dile getirmeyip, hallice belli etti. Koray Sargın ve Neriman İplikçi'nin halka karışabilir versiyonu yani.

Ama asla dolduruşa gelebilen biri olmadı. Gallo'yu kapmak mevzusunu hırsına verecek olsam, Sinan'a "beni sevmedin" diye çemkirmesini kabul edemiyorum. Zira Sinan en çok Yasemin'e olan aşkını belli etti, yaşadığı aşk üçlemesinde.  Sinan nefes alan her dişiden hoşlanıyor olabilir ama Yasemin başkaydı diye düşünüyordum. Bu arada Ece ne ayak? Sinan okeye dördüncüyü mü buldu, merak etmiyor değilim. Ben de kendi gazıma geldim galiba şu an, "Beni sevmedin Sinan" diye her an çığlık atabilirim, biri beni durdursun. Ömer'in dile getirmediklerini ve belki de getirmeyeceklerini söyleyeceğim şimdi. Ömer Yasemin'e, Yasemin'in Passionis kariyeri boyunca o kadar çok kredi verdi ki, sonlara doğru "güvenmiyorum"undan yine de nasibini aldı. Ama akabinde gelişen olaylarda, "Ben Ömer İplikçi, ben zaten yalnızca kendime güvenirim," diyerek, Yasemin'le diyaloğuna devam etti. Yahu onun aşk hayatına yardım etmek için, mahalleye bilardo oynamaya kadar gitti. Tam öyle değil de biraz da böyle de yani, bölmeyin. Kimselerle aynı masaya oturup çizim yapmayan Sinyor İplikçi, Defne ile çizim yapmayı kabul etti. Defne kimdi? Cherrie'nin tasarımcısıydı. Cherrie neydi? Yasemin'in şirketiydi. Şirketin ortağı kimdi? Tranba'ydı. Tüüü, yazıklar olsun Yasemin. Sen bunu Passionis'e nasıl yaptın? Tranba'nın olduğu mağazada olmaya dayanamayan Ömer Bey'leri, Tranba'yla iş yaptırttın. Vallahi muhtemel savaşta, yari seçmen, yara almaman dileklerimle. Zira Tranba'ya bu konuda da katılmıyorum sen Sude'yle aynı olamazsın.

1 2 3 4 5 6 7
Dilara Pamuk
06/03/2016 16:02
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR